İçeriğe atla
İnceleme

Cat Isle İlk İzlenim: Kediler, Dekorasyon ve Chill Bir Ada Macerası

Cat Isle, sevimli kedileri, rahatlatıcı atmosferi ve dekorasyon odaklı oynanışıyla kısa sürede kendine çeken bir indie yapım. Oyunun ilk 30 dakikasında eğitim sistemi, bölüm yapısı, rastgele süs mekanikleri ve Türkçe çevirisiyle bıraktığı izlenimlere yakından baktık.

Murat Can ÖzgülGüncellendi: Puan: 80/100
Cat Isle hakkında
Cat Isle oyununda kedilerle dolu piksel grafik tarzındaki ada
Paylaş:

Cat Isle daha ilk dakikalarda kendini iyi anlatıyor

Bir oyuna başladığınızda ilk yarım saatin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle yönetim ve simülasyon tarafına dokunan oyunlarda sistemlerin oyuncuya düzgün anlatılmaması, daha başlangıçta oyundan kopmanıza neden olabiliyor.

Cat Isle bu konuda oldukça iyi bir iş çıkarıyor.

Oyunun eğitim sistemi, daha ilk dakikalardan itibaren ne yapmanız gerektiğini adım adım anlatıyor. Hatta zaman zaman neredeyse en ince detayına kadar açıklama yaptığını söylemek mümkün. Bu sayede menüler arasında kaybolmadan ve “şimdi ne yapacağım?” diye düşünmeden oyunun temel sistemlerini rahatlıkla öğrenebiliyorsunuz.

Yaklaşık 30 dakikalık oynanışım sırasında oyunun ana mantığını kavramakta hiç zorlanmadım.

Bölüm sistemi merak duygusunu canlı tutuyor

Cat Isle tek bir açık harita üzerinde amaçsızca ilerlediğiniz bir oyun değil. Yapım, bir nevi level sistemi gibi düşünebileceğimiz bölümler üzerinden ilerliyor.

Her bölümde karşınıza farklı hedefler ve yapılacak işler çıkıyor.

İşin güzel yanı da tam burada başlıyor. Bir bölümü tamamladıktan sonra insan ister istemez “Acaba bir sonraki bölümde ne var?” diye merak ediyor. Bu da sizi oyuna devam etmeye iten en önemli unsurlardan biri haline geliyor.

Resmi fact sheet’e göre oyunda kendine özgü hedeflere ve temalara sahip toplam dört bölüm bulunuyor. Ana bölümlerin dışında daha özgür bir deneyim sunan Sandbox modu da mevcut.

Kedileri sevebilmek zaten başlı başına bir artı

Oyunun merkezinde kediler var ve Cat Isle bunu sadece görsel bir tema olarak kullanmıyor.

Adada dolaşan kedileri izleyebiliyor, ihtiyaçlarını takip edebiliyor ve onlarla etkileşime girebiliyorsunuz. En önemlisi de kedileri sevebiliyorsunuz.

Küçük bir özellik gibi görünse de oyunun genel atmosferine inanılmaz yakışıyor.

Zaten sakin ve rahatlatıcı bir yapısı olan Cat Isle, bu tarz ufak etkileşimlerle adayı çok daha canlı hissettiriyor. Özellikle kedi seven oyuncuların oyuna bağlanması çok zor değil.

Kısacası Cat Isle için “kedi severlerin oldukça hoşuna gidecek bir indie oyun” demek yanlış olmaz.

Piksel grafikler oyunun havasına uyuyor

Cat Isle, 2D piksel grafik tarzını tercih ediyor.

Bu tarz bir oyun için görseller gayet başarılı. Binalar, dekorasyonlar ve kediler sade ama sevimli bir şekilde tasarlanmış. Oyun görsel açıdan size teknolojik bir şov sunmaya çalışmıyor; bunun yerine kendi sanat tarzını koruyup sıcak bir atmosfer yaratmaya odaklanıyor.

Basın kitine göre oyunda 100’den fazla elle çizilmiş piksel dekorasyon ve 17’den fazla bina bulunuyor. Oyuncular bu dekorasyonlarla hem binaları hem de çevreyi kendi zevklerine göre şekillendirebiliyor.

Müzikler tam bir “chill” deneyimi sunuyor

Cat Isle’ın müzikleri de oyunun atmosferine oldukça iyi oturmuş.

Arka planda çalan parçalar sizi yormuyor, aksine oyunun rahatlatıcı yapısını destekliyor. Bir yandan adanızı geliştirip bir yandan kedilerin etrafta dolaşmasını izlerken müzikler de bu sakinliğe eşlik ediyor.

Rekabetçi oyunlardan biraz uzaklaşıp kafa dinlemek isteyen biriyseniz Cat Isle tam olarak bu “chill chill oynayayım” hissini veriyor.

Para biriktirme aşamaları biraz sıkabiliyor

Oyunun beni en çok zorlayan veya daha doğrusu temposunu düşürdüğünü düşündüğüm kısmı para biriktirme aşamaları oldu.

Bölümleri tamamlamak için belirli hedeflere ulaşmanız gerekiyor. Bu hedeflerin bir kısmı da doğal olarak para biriktirmeye dayanıyor.

Sorun şu ki bir noktadan sonra ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz ama gerekli paranın birikmesini bekliyorsunuz.

Bu kısım zaman zaman sıkıcı hale gelebiliyor.

Neyse ki oyunda zamanı hızlandırma seçeneği bulunuyor. Bu özellik sayesinde bekleme sürelerini azaltabiliyorsunuz. Açıkçası bu sistem olmasaydı para biriktirme kısımlarının çok daha yorucu olacağını düşünüyorum.

Rastgele çıkan süsler oyunun en eğlenceli sistemlerinden biri

Benim oyunda en çok aklımda kalan özelliklerden biri dekorasyonların rastgele şekilde açılması oldu.

Cat Isle’da süsleri Gashapon makinesi üzerinden açıyorsunuz. Hangi dekorasyonun geleceğini önceden bilmiyorsunuz. Bu da sisteme küçük ama etkili bir şans ve koleksiyon hissi katıyor.

Resmi oyun açıklamasında da oyuncuların dekorasyonları Gashapon makinesi üzerinden açabildiği ve bunlarla mağazaları ve çevreyi özelleştirebildiği belirtiliyor.

Bir süre sonra kendinizi “Acaba şimdi ne çıkacak?” diye düşünürken buluyorsunuz.

Hatta belirli bir süsü beklediğim ve “Şu çıksa güzel olur” dediğim anlar oldu. Basit bir sistem ama oyuna devam etme isteğini artırıyor.

Dekorasyon sistemi adaya daha iyi entegre edilebilirdi

Burada oyuna küçük bir eleştirim de var.

Süsleri açmak için dükkandaki ayrı bir sekmeye gitmek bana biraz kopuk hissettirdi.

Bence adaya varsayılan olarak bir “Süsler” objesi veya dekorasyon makinesi eklenebilirdi. Oyuncu yeni dekorasyonlarını doğrudan adanın içindeki bu nesne üzerinden açabilirdi.

Böylece sistem sadece bir menü özelliği gibi değil, oyun dünyasının gerçek bir parçası gibi hissettirirdi.

Mevcut sistem kötü değil ancak bu tarz küçük bir dokunuş oyunun atmosferini daha da güçlendirebilirdi.

Kontroller oldukça rahat

Kontrol tarafında Cat Isle oyuncuyu hiç yormuyor.

Oyunu büyük ölçüde yalnızca fareyle oynayabiliyorsunuz. Menüleri kullanmak, binalara tıklamak ve genel yönetim işlemlerini yapmak oldukça kolay.

Bu da oyunun genel yapısına çok uygun.

Cat Isle zaten sizi karmaşık tuş kombinasyonları öğrenmeye zorlamak isteyen bir oyun değil. Rahatça oturup oynayabileceğiniz sade bir kontrol şeması sunuyor.

Türkçe çeviri oldukça başarılı

Benim oynadığım sürümde dikkatimi çeken başka bir detay da Türkçe çevirinin kalitesi oldu.

Metinler doğal hissettiriyor ve oyunun genel havasını bozacak garip veya yapay ifadelerle karşılaşmadım.

Özellikle küçük indie yapımlarda yerelleştirme bazen oyunun en zayıf noktalarından biri olabiliyor. Cat Isle ise ilk 30 dakikalık deneyimimde bu konuda oldukça iyi bir izlenim bıraktı.

Türkçe çeviri tarafında emeği geçen herkesin eline sağlık demek gerekiyor.

İlk 30 dakikanın ardından Cat Isle

Cat Isle ile geçirdiğim yaklaşık 30 dakikanın ardından oyun bende oldukça olumlu bir ilk izlenim bıraktı.

Başarılı eğitim sistemi, her bölümde farklı hedefler sunması, rahatlatıcı müzikleri, sevimli piksel grafikleri ve özellikle rastgele dekorasyon sistemi oyunun güçlü tarafları arasında.

Para biriktirme aşamalarının zaman zaman oyunun temposunu düşürmesi ve dekorasyon menüsünün oyun dünyasına biraz daha iyi entegre edilebilecek olması ise ilk etapta gözüme çarpan eksiler oldu.

Yine de Cat Isle’ın ne olmak istediğini gayet iyi bildiğini düşünüyorum.

Büyük sistemler veya karmaşık mekanikler yerine küçük meraklar yaratıyor:

Bir sonraki bölümde ne olacak?

Bir sonraki kapsülden hangi süs çıkacak?

Adayı biraz daha büyütünce nasıl görünecek?

Ve tabii ki bir sonraki kediyi ne zaman sevebileceğim?

Özellikle kedileri seven, dekorasyon yapmaktan hoşlanan ve sakin bir indie oyun arayan oyuncular için Cat Isle kesinlikle göz atmaya değer bir yapım.